TÜM HABERLER

TÜM HABERLER

Tarım sigortaları 6 yılda 8 kat BÜYÜDÜ

TARSİM, 2012 yılı faaliyet raporunu açıkladı. Rapora göre, 2012 yılında poliçe adedinde yüzde 26,6, sigorta bedelinde yüzde 35,9, prim üretiminde ise yuzde 13,3 artış görüldü. 2006-2007 yıllarında üretime başlanan devlet destekli tarım sigortasında, TARSİM’in her geçen yıl yeni teminatlar eklemesiyle sigortalılık oranı arttı. Branşlara eklenen her teminatla çiftçinin sigortaya olan yaklaşımı olumlu yönde değişinken. 2006-2007’de 64 milyon 103 bin lira olan prim üretimi 2012 yılında 499 milyon 348 bin liraya yükseldi. Devlet destekli tarım sigortacılığının Türkiye’deki temsilcisi TARSİM, 2012 yılı faaliyet raporunu açıkladı. Rapora göre 2012 yılında poliçe adedinde yüzde 26,6 oranında artış yaşandı, bu rakam 2011 yılında yüzde 58’di. 2011 yılında yüzde 75 artış gösteren sigorta bedelinde 2012’de yüzde 35,9 oranında artış görüldü ama bu artış 2011 ile kıyaslandığında bir düşüş olarak da görülebilir. 2011 yılında prim üretiminde yüzde 138 olan büyüme oranı 2012 yılında yüzde 13,3’te kaldı. 2012 yılında sigorta bedelinin branşlara göre dağılımıysa şöyle: Bitkisel Ürün yüzde 58,2, Büyükbaş Hayvan Hayat yüzde 21,4, Sera yüzde 13,9, Su Ürünleri Hayat yüzde 3,4, Küçükbaş Hayvan Hayat yüzde 2,1, Kümes Hayvanları Hayat sigorta bedeli ise yüzde 1. Raporda branşlara göre prim üretiminin dağılımıysa şu şekilde veriliyor: Bitkisel Ürün yüzde 54,6, Büyükbaş Hayvan Hayat yüzde 34, Küçükbaş Hayvan Hayat yüzde 5,1, Sera yüzde 3,1, Su Ürünleri Hayat yüzde 2,7, Kümes Hayvanları Hayat yüzde 0,5. Poliçe dağılımında da rakamlar şu şekilde kaydedildi: Bitkisel Ürün yüzde 93,2, Büyükbaş Hayvan Hayat yüzde 4, Sera yüzde 1,9, Küçükbaş Hayvan Hayat yüzde 0,9, Su Ürünleri Hayat yüzde 0,01, Kümes Hayvanları Hayat yüzde 0,03. Bunların yanı sıra, raporda, 2012’de ödenen hasarların branşlara göre dağılımı şöyle aktarılıyor: Büyükbaş Hayvan Hayat yüzde 53,2, Bitkisel Ürün yüzde 40,5, Sera yüzde 5,4, Küçükbaş Hayvan Hayat yüzde 0,8, Su Ürünleri Hayat yüzde 0,1, Kümes Hayvanları Hayat yüzde 0,01. Bitkisel Ürün Sigortası’nın Yıllar İtibarıyla Gelişimi 2007 yılında üretimine başlanan bitkisel ürün sigortasında en çok artış 2011 yılında gözlemleniyor. Öyle ki bu branş 2011’de yüzde 161 gibi çok iyi bir rakam yakalıyor. 2012 yılında bitkisel ürün sigortasında prim üretiminde en çok artış yüzde 15,9 ile Malatya ilinde oluyor. İl bazında poliçe dağılımındaysa yüzde 10,5 ile Tekirdağ birinci. Ürün bazında sigorta bedelini en çok artıransa yüzde 26,9 ile buğday oluyor. Prim üretimi dağılımında ürün bazında yüzde 19,4 ile kayısı ilk sıraya oturuyor fakat poliçe sayısı dağılımında yüzde 42,9 ile buğday birinci oluyor. Ödenen hasarlardan en yüksek oran yüzde 16,6 ile buğday, ödenen hasarların nedenine göre en yüksek hasar sebebi yüzde 73,7 ile dolu yağışından kaynaklanıyor. Sera Sigortası’nın yıllar itibarıyla gelişimi Poliçe üretimine 2006 yılının ikinci yarısından itibaren başlanan Sera Sigortaları’nın 2012’deki toplam prim üretimindeki payı 3,1. Sera sigortaları poliçe adedinde en çok artış 2012 yılında yüzde 121 oldu. Sigorta bedelinde ve prim üretiminde en çok artış 2011 yılında gerçekleşti. Küçükbaş Hayvan Hayat Sigortası’nın yıllar itibarıyla gelişimi 2011 yılında kesilmeye başlanan Küçükbaş Hayvan Hayat Sigortası’nın 2012’de toplam prim üretimindeki payı yüzde 5,1. 2012 yılında bu branş poliçe adedinde yüzde 271, sigorta bedelinde yüzde 322, prim üretimindeyse yüzde 302 artış yakaladı. İl bazında sigortalı hayvan sayısı dağılımında yüzde 9,4, il bazında sigorta bedeli dağılımında yüzde 9,3, il bazında prim üretimi dağılımında yüzde 9,3 ile Konya birinci sırada yer alıyor. HER 4 KİŞİDEN BİRİ TARIM ALANINDA ÇALIŞIYOR Türkiye’de tarım sektörü; nüfusun gıda maddeleri gereksinimini karşılaması, milli gelire ve istihdama katkısı, tarıma dayalı sanayinin ham madde ihtiyacını karşılaması, nüfusun belli bir kesimine istihdam imkanı sağlaması, dışa bağımlılığın önlenmesi ve ödemeler dengesi üzerinde önemli ve olumlu etkilerinin olması gibi başlıca temel nedenlerle, ekonomide stratejik rol ve işlevini korumayı sürdürüyor. Tarım sektörünün ekonomiye katkısını, diğer bir deyimle ekonomideki yerini, Tarımsal Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) belirliyor. GSYİH’nin genel ekonomi içindeki payı, bu katkının büyüklüğünü ve önemini ortaya koyması bakımından önemli. Türkiye’nin millî geliri, 2012 yılında 782 milyar dolara ulaşmış olup, bunun yüzde 8’ini; yani, 62,5 milyar dolarını tarım oluşturdu. Yani, tarımsal GSYİH 2002 yılında 23,7 milyar dolardan, 2012 yılında 62,5 milyar dolara çıktı. Bu değerler, tarım gibi faaliyet alanı büyüklük olarak değişmeyen bir sektörde, daha az insanın, daha çok ürettiğini ve verimliliğin arttığını bize göstermesi açısından önemli. Yine 2002 yılında tarımda kişi başına gelir 1000 dolar civarındayken, 2012 yılı itibarıyla 3 bin 622 dolara çıktı. Ülkemizde 2002 yılında, çalışan insanların yaklaşık yüzde 35’i tarımda çalışıyorken, bugün Türkiye’de çalışanların yüzde 24,6’sına tekabül eden yaklaşık 6,1 milyon kişi tarım sektöründe çalışıyor. Yani, nüfusun 1/3’ü, tarımsal faaliyetlerle geçimini sağlıyor. Bir başka ifadeyle çalışan her dört kişiden biri, tarım alanında faaliyet gösteriyor. Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası’nın yıllar itibarıyla gelişimi 2012'de Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası’nın toplam prim üretimindeki payı yüzde 34. Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası poliçe adedinde en çok artış yüzde 119’la 2009 yılında yaşanırken, sigorta bedelinde en çok artış yüzde 133 ile 2010 yılında gerçekleşti. Bu branş prim üretiminde de yüzde 145’le yine 2010 yılında en çok artışı gerçekleştirmiş. Sigortalı hayvan sayısındaki en çok artış ise 2011 Bu branşta İl Bazında Sigortalı Hayvan Sayısı Dağılımı’nda yüzde 8,5, İl Bazında Sigorta Bedeli Dağılımı’ndaysa yüzde 8,7 ve İl Bazında Prim Üretimi Dağılımı’nda yüzde 7,8 ile birinci Konya. Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası’nda ödenen hasarların nedenine göre dağılımında başı yüzde 44,4 ile ölüm alıyor. Kümes Hayvanları Hayat Sigortası’nın yıllar itibarıyla gelişimi Üretimine 2006 yılının ikinci yarısından itibaren başlanan Kümes Hayvanları Hayat Sigortası’nın 2012 yılında toplam prim üretimindeki payı yüzde 0,5. Bu branşın poliçe adedinde en çok artış yüzde 237 ile 2008 yılında gerçekleşmiş. Sigorta bedelindeki artış ise yüzde 116, prim üretimindeki artış da yüzde 150 ile Su Ürünleri Hayvan Hayat Sigortası’nın yıllar itibarıyla gelişimi Üretimine 2006 yılının ikinci yarısından itibaren başlanan Su Ürünleri Hayvan Hayat Sigortası’nın 2012'de toplam prim üretimindeki yeri yüzde 2,7. Bu branşın poliçe adedinde en çok artış yüzde 185 ile 2012 yılında gerçekleşti. Sigorta bedelinde yüzde 171 ve prim üretiminde yüzde 192 ile en çok artış 2011’de görüldü.

"Alkollüyken Kasko Ödemez" Devri Bitti

Yargıtay, çok tartışılacak bir karara imza atarak, sürücünün alkollü olmasını sigorta bedelinin ödenmemesi için tek başına yeterli saymadı. Emsal oluşturacak karara göre, sigorta şirketleri sürücü alkollü olsa da oluşan hasarı ‘kusuru olmaması halinde’ ödemek zorunda kalacak. Yargıtay’dan kasko şirketlerine kötü haber geldi. Yargıtay 17’nci Hukuk Dairesi, sigorta şirketinin ‘sürücü alkollü’ diye karşılamadığı, 10 bin liralık onarım bedelinin ödenmesine vize verdi. N.B adli kadın sürücü, dört yıl önce Mardin Nusaybin’de kaskolu aracıyla tek taraflı trafik kazası yaptı. Hasarlı araç 922 kilometre uzaklıkta Çorum’daki servise çekiciyle taşınıp onarıldı. Sigorta şirketi, “sürücü alkollü” diyerek hasarı ödemedi. N.B, onarım ve çekici masraflarının karşılanması için 16 bin 400 liralık maddi tazminat davası açtı. Davalı temyize gitti Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, davalı sigorta şirketinin avukatının ‘Sürücü alkollü, hasar teminat dışında’ itirazına rağmen bilirkişi raporu ışığında hasarın ödenmesine karar verdi. Mahkeme, 2 Kasım 2011’de faturalandırılan 10 bin 34 liralık onarım ve bin 400 liralık çekici masrafının toplamı 11 bin 434 liranın davacı sürücüye ödenmesine hükmetti. Davalı sigorta şirketi ise kararı temyiz etti. İki taraflı şikayetleri inceleyen Yargıtay 17’nci Hukuk Dairesi, 10 bin 34 liralık tamir masrafının ödenmesini usul ve yasaya uygun bulup onadı. Kanıtlanması gerekir Avukat Alper Sarıca, Yargıtay’ın sürücünün alkollü olmasını sigorta bedelinin ödenmemesi için tek başına yeterli saymadığını belirterek, “Kara taşıtları kasko sigortası genel şartlarına göre rizikonun teminat dışı kalabilmesi için sürücünün sadece alkollü olması yeterli değildir. Kazanın münhasıran alkolün etkisi ile oluştuğunun sigortacı tarafından kanıtlanması gereklidir” dedi. Bir kişinin sırf ‘alkollü’ diye sigorta şirketinin ‘Ben hasarı ödemem’ diyemeyeceğini ifade eden Sarıca şunları söyledi: Kazada alkol etkisi yok “Yargıtay, bu kararda sürücünün alkollü olmasını kazada etkisi olmadığı sonucuna vararak, tazminat talebini kabul etmiştir. Sürücüsü 200 profil alkollü olsun, yolunda giderken, karsı şeritten bir araba gelip üzerine düşerse, kasko şirketi ‘alkollüsün ödemem’ diyemez. Yargıtay’ın uygulamaları bu yönde. Yargıtay, kazaya münhasıran alkolün yol açıp açmadığına, yol, hava şartlarına, kusur oranına bakıyor. Ama biz Türk insaniyiz. Sigorta şirketleri ‘alkollü’ diye hasarı ödemiyor, 100 kişiden 5’i dava açıyor.” Alkol varsa sigorta kesinlikle ödenmez Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Genel Sekreteri Erhan Tuncay, konu ile ilgili olarak şunları söyledi: “Alkollü araç kullanılırken yapılan kazalarda kasko kesinlikle ödemez. Zaten bu durum kanunda da var. 30 ya da 50 profil diye bir sinir da olmadığına göre, alkollü aracın kazasını kaskonun hiç bir şekilde ödemeyeceği sonucu ortaya çıkıyor. Mahkemenin bu kararı neye göre verdiğine bakmak lazım. Türkiye, alkollü araç kullanmanın yasak olduğu bir ülke. Başlangıç noktası olarak bunu alırsak, ödenmeyeceğini görebiliriz.” 922 km çekici ücreti kaskoya ödetilmedi Yargıtay, Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin bin 400 liralık çekici masrafının sürücüye ödenme kararını ise bozdu. 922 kilometre çekici ücretinin kaskoya ödetilemeyeceği kararını veren Yargıtay, aracın kaza yerine en yakin servise çektirilmesi gerekirken, Nusaybin’den Çorum’a getirilerek, zararın ağırlaştırıldığını belirtti. Mahkemenin ayni bilirkişiden ek rapor alarak, “olağan” ve “makul” bir çekici ücreti belirlenmesi istendi. Yerel Mahkeme bozmaya uyarsa, “makul-olağan” yeni bir çekici ücreti belirleyecek. Ancak, mahkeme ilk kararda direnirse son sözü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu söyleyecek.

TSEV’den Kısa Süreli Eğitim Programları

TSEV’in sektöre her ay düzenli olarak sunduğu Kısa Süreli Eğitim Programları haziran ayında da yenilenen içerikleriyle sektör ve ilgililere sunuluyor. Yangın, Nakliyat, Havacılık sigortaları ve Reasürans gibi ana branşların yanında sigorta hukuku, dijital sigortacılık ve operasyonel planlama gibi farklı alt dallarda eğitimlerin bulunduğu haziran ayı programında Hazine Müsteşarlığı’ndan uzmanların vereceği iki yeni eğitim de yer alıyor. 1 ila 3 gün arasında planlanan kısa süreli eğitim programlarına katılanlara katılım sertifikası veriliyor. Yeni Başlayanlar İçin Sigortacılığa Giriş Programı TSEV tarafından her ay düzenli olarak organize edilen “Yeni Başlayanlar İçin Sigortacılığa Giriş Programı” hayat dışı ve hayat sigortaları özelinde iki ayrı program olarak hem haziran hem temmuz aylarında planlanmıştır. ‘Hayat Dışı’ sigortacılıkta 4 gün; ‘Hayat’ sigortacılığında ise 3 gün şeklinde planlanan program için son başvuru tarihi, 6 Haziran’da başlayacak program için 2 Haziran; 10 Temmuz’da başlayacak program içinse 5 Temmuz’dur.  Kaza Ve Sorumluluk Branş Eğitimi TSEV’in kaza ve sorumluluk sigortalarında görevli olan çalışanlara yönelik olarak hazırladığı ileri düzey eğitim programı, ağustos ayında başlayacaktır. Sertifika Verilecek Program kapsamında, konusunda uzman eğitmenler eşliğinde “Oto Kaza ve Zorunlu Oto Kaza Sigortaları”, “Sorumluluk Sigortaları”, “Ferdi Kaza Sigortaları” ana başlıkları ele alınacaktır. Program sonunda yapılacak proje – sunum çalışmasının ardından katılımcılara TSEV tarafından başarı sertifikası verilecektir. Ağustos ayında başlayacak ileri düzey eğitim programına; Temel Sigortacılık Eğitim Programı mezunları veya ilgili branşta en az 3 yıl deneyimli olup, karar alma süreçlerinde yer alan çalışanlar katılabilecekler. Branş eğitimlerinde saha çalışmaları gerçekleştirildi. TSEV’in 1973’ten bu yana organize ettiği ve sigorta sektörünün en prestijli programı olarak bilinen Temel Sigortacılık Eğitim Programı Branş Eğitimlerinde bu yıl da saha çalışmaları gerçekleştirildi. Nakliyat Sigortaları Branşı’nda ‘Nakliyat Sigortalarında Hasar Uygulamaları ve Ekspertiz Süreci’ dersine bağlı olarak eğitmen Fikret Gülbahar eşliğinde 4 Mayıs’ta Yılport Limanı ziyaret edildi. Liman görevlilerinin yaptığı tanıtımın ardından katılımcılar gemi yükleme ve boşaltma hakkında izleyerek bilgi sahibi oldular. Gözetim merkezi odasının da ziyaret edildiği saha çalışmasında liman içerisindeki insan değeri üzerine de vurgu yapıldı. Kaza Sigortaları Branşı’nda 11 Mayıs’ta ‘Kaza Sigortalarında Hasar Uygulamaları ve Ekspertiz Süreci’ dersine bağlı olarak eğitmen Ahmet Erdem eşliğinde 10 Mayıs’ta İstinye’de Borusan Oto’ya gidilerek burada bir çalışma gerçekleştirildi. Oto hasar konusunda sürecin işleyişi Borusan çalışanları tarafından uygulamalı olarak katılımcılara anlatılırken, yine canlı olarak ekspertiz çalışması da gerçekleştirildi. Borusan yetkilileri tarafından katılımcıların soruları detaylı bir şekilde cevaplandırılırken, saha çalışması öğle yemeği ile son buldu. Yangın & Mühendislik Sigortaları Branşında ise ‘Mühendislik Sigortalarında Risk Yönetimi’ dersi kapsamında eğitmenlerimiz Süheyl Becan ve Ali Börü eşliğinde 11 Mayıs’ta TÜPRAŞ İzmit Rafinerisi ziyaret edildi. Öğle yemeğiyle başlayan ziyarette TÜPRAŞ yetkilileri tarafından gerçekleştirilen sunumlarda RUP Projesi ve işletmedeki güvenlik tedbirleri üzerinde duruldu. Katılımcıların sorularının detaylı olarak cevaplandığı soru-cevap bölümünün ardından ise TÜPRAŞ içerisinde araçla saha turu yapıldı. Geçtiğimiz ekimde başlayan 34. dönem Temel Sigortacılık Eğitim Programı’nın ilk yarı yılı ocak ayında sona ermiş; ikinci yarı yıl ise 6 farklı branşta, Yangın & Mühendislik Sigortaları, Kaza Sigortaları, Nakliyat Sigortaları, Hayat Sigortaları, Sağlık Sigortaları ve Muhasebe olarak şubat ayında başlamıştı. Mayıs ayında sona erecek olan programın 35. dönemi duyuruları ve kayıt süreci ise temmuz ayında başlayacak.

TARSİM; Sigorta Sadece Zor Zamanlarda Hatırlanmamalı

Tarım Sigortaları Havuzundan (TARSİM) yapılan açıklamada sigortanın sadece zor zamanlarda hatırlanılmaması gerektiğini belirtti. Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM), sigorta bilincinin toplum genelinde yaygınlaştırılması amacıyla, bu yıl 29 Mayıs – 4 Haziran tarihleri arasında kutlanan Sigorta Haftası ile ilgili bir kutlama mesajı yayınladı. TARSİM'den yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "TARSİM olarak, üreticilerimizin talep ve beklentilerine yönelik duyarlılığımız üst düzeyde. Şartlar elverdiğince, yenilikleri en hızlı ve etkin bir şekilde uygulamaya alıyoruz ve üreticilerimizin hizmetine sunuyoruz. Bu yılın başında üreticilerimizin uzun zamandır beklediği İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortasını buğday ürününde uygulamaya aldık, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar için hırsızlık teminatını vermeye başladık ve meyve ağaçları da artık teminat kapsamında. Frekansı ve şiddeti artan risklerle dolu dünyamızda, sigorta artık ihtiyaç ve zorunluluk. Tarımsal üretimde tohum, gübre, ilaç, yem ve diğer bitki besleme maddeleri gibi sigorta da önemli bir tarımsal girdi konumunda. Tarımsal üretimin verimli ve sürdürülebilir olması için sigortayı sadece başımıza kötü bir şey geldiğinde hatırlamak yerine hayatımızın bir parçası olarak görmek, zamanında ve mutlaka yaptırmak son derece önemli. Bu bilincin toplumumuzda oluşması ve yaygınlaşması amacıyla gerçekleştirilen SigortaHaftası'nı kutluyor, üreticilerimize Tarım Sigortalarını ihmal etmemeleri önerisinde bulunuyoruz"

İSADER; Sigorta Acenteleri Poliçe Kesemez Hale Geldi

İskenderun Sigorta Acenteleri Derneği (İSADER) Başkanı Yasin Keleş, zorunlu trafik sigortası poliçelerinin sorunlu hale geldiğini belirterek,  “Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçelerinde, 12 Nisan 2017’den itibaren uygulanmak üzere tavan fiyat uygulaması getirilmiştir. Bu tarifenin yürürlüğe girmesiyle Zorunlu Trafik Sigortası ‘Sorunlu Trafik Sigortası’ haline gelmiştir” dedi. İSADER Başkanı Yasin Keleş, konu ile ilgili yaptığı açıklamasında; “Aylar öncesinde Trafik Sigortasında fiyatların düşeceği basın ve yayın organlarında, sosyal medyada haber olarak duyurulmuş ve bunun sonucunda birçok sigortalımız düşük fiyata sigorta yaptırma beklentisine girmiş ve yeni tarifeyi beklemişlerdir.Tavan Fiyat tarifesinin 12 Nisan 2017 tarihinde yürürlüğe girdiği günden itibaren Hazine Müsteşarlığının uyarısına rağmen maalesef Sigorta şirketleri, zorunlu trafik sigortası teklifi vermede ve bu sigortayı yapmakta bugün olmuş hala zorluk çıkarmaktadırlar. Bazı bahanelerle işi yokuşa sürmektedirler. Bunlardan bazıları; sistemde arıza olduğunun belirtilmesi, mevcut sistemlerinin tavan fiyat uygulamasına uyumlu hale getirilmesi nedeniyle düzeltiliyor denilmesi, acente ile merkez arasındaki bağlantının kapalı olduğunun söylenmesi, kredi kartına 3-4 taksit kaldırılıp nakit ya da tek çekim uygulamasına geçilmesi, onaya gönderilen poliçeye onay verilmemesi ya da onay süresinin uzaması, poliçesi düzenlenecek olan araçların fotoğraflarının istenmesi, ehliyet ya da ruhsatlarını sisteme yükletme yoluyla işlemlerin artırılması, Ferdi Kaza, Konut sigortası, İhtiyari Mali Sorumluluk vb. gibi ek poliçeler istenerek sigortanın daha pahalı hale getirilmesi ve tüketicilere maliyetlerin artırılması, günlük kota uygulamaları, yeni tescil yani sigortalıya ilk düzenlenecek poliçelere teklif bile verilmemesi gibi aradan geçen bunca zamana rağmen şirketlerin hala programlarını revize edemedikleri, güncelleyemedikleri veya sistemlerde hata olduğu gerekçeleriyle, bazı şirketler de keyfe keder ve hiçbir dayanak göstermeden, hiçbir hasar verisine dayanmaksızın 'Ben bu aracı istemiyorum' diye poliçe tanzim etmemektedir. Bazı şirketler acentelerinde poliçesi yapılacak aracın ruhsat fotokopilerinin resmini görmeden poliçe yapmazken, kafalarına göre bazı araçların 4 tarafından çekilmiş resimlerinin gönderilmesi sonucu yine keyfe göre ya onay vermekte ya da onay vermemektedir.Tavan Fiyat uygulamasının yürürlüğe girdiği 12 Nisan 2017 itibariyle poliçe üretimi yapmak biz acentelerde ızdırap haline gelmiştir. Hiçbir acente meslektaşımız acentesi olduğu Sigorta Şirketinden şu veya bu sebeple poliçe üretimi yapamamaktadır. Zorunlu Trafik Sigortası ülkemiz ekonomisine sağladığı katkı kadar 17.000’in üzerinde biz acentelere gelir kaynağı, 35.000’in üzerinde teknik personele de bir iş imkanı sunmaktadır. Bu durumlar karşısında bunca yıl sigorta bilincini yaymak için gece gündüz emek vermiş sigortalılarına hizmet vermiş, istihdama katkıda bulunmuş ve Devletine vergisini ödemiş acentelerimizin komisyon gelirleri de düşmüş birçoğu kapanma noktasına gelmiş ve maliyetleri düşürmek adına personel çıkışları başlamıştır. İSADER (İskenderun Sigorta Acenteleri Derneği) olarak Sigorta Haftası’nı buruk kutladığımız bu günlerde Sektörümüzde 20 Milyonun üzerinde vatandaşımızı,17000’in üzerinde acente meslektaşımızı, 35.000’in üzerinde çalışanı çok yakından ilgilendiren bu soruna kalıcı bir çözüm bulunmasını istiyoruz” dedi. 

Vakıf Emeklilik’ten Tehlikeli Hastalıklara Karşı “Can Yeleği”

Yarınlarını güvence altına almak isteyen herkes için farklı ürünler sunan Vakıf Emeklilik, tehlikeli hastalıkların finansal güçlüklerini, “Can Yeleği Tehlikeli Hastalıklar ve Hayat Sigortası” ile güvence altına alıyor. Bireysel Emeklilik ve Hayat Sigortası sektörünün yenilikçi ve öncü şirketi Vakıf Emeklilik, tehlikeli hastalıklara karşı “Can Yeleği Tehlikeli Hastalıklar ve Hayat Sigortası”nı hazırladı. Vakıf Emeklilik, beklenmedik anda ortaya çıkabilecek bu hastalıkların finansal güçlüklerini, “Can Yeleği Tehlikeli Hastalıklar ve Hayat Sigortası” ile güvence altına alıyor. Can Yeleği Tehlikeli Hastalıklar ve Hayat Sigortası, sigortalının yaşamını kaybetmesi veya önceden belirlenmiş olan tehlikeli hastalıklardan birine yakalanması halinde, sigortalıya yahut geride kalan yakınlarına maddi destek sağlıyor. Bu sigorta kapsamında, poliçe süresi içerisinde vefat gerçekleşmesi durumunda aileye, tehlikeli hastalıklara yakalanması durumunda poliçe sahibine ödeme yapılıyor. 18 ile 65 yaşları arasındaki herkesin yaptırabileceği Can Yeleği Tehlikeli Hastalıklar ve Hayat Sigortası, 65 yaşına kadar yenilenerek devam ettirilebiliyor. Türk Lirası cinsinden belirlenen teminatlara 1 yıl süresince sahip olunuyor. Sigortalının herhangi bir sebepten dolayı vefatı halinde, poliçe başlangıcında belirlenen tutardaki vefat teminatı, kanuni varislere veya hak sahiplerine ödeniyor.

NN Hayat ve Emeklilik den EvdekiBakıcım Projesi

NN Hayat ve Emeklilik, bireysel emeklilik sözleşmesi ya da İyi Yaşa Hayat Sigortası’na sahip müşterilerine “Önce Sen” Dünyası’nda EvdekiBakıcım şirketi aracılığıyla bakıcı hizmeti sunuyor. Müşteriler, ihtiyaçları ve istekleri doğrultusunda en ideal uzman bakıcı ile buluşturularak çocuklarının gelişimi evde profesyoneller tarafından destekleniyor. Bu sayede İstanbul’da yaşayan ve yatılı bakıcı, çocuk bakıcısı özel ders ve oyun ablası arayışında olan müşteriler kendilerine en uygun bakıcıyı bulma fırsatına sahip oluyor. Oyun ablası hizmeti almak isteyen aileler, çocuğunu bırakacağı oyun ablasının dil, sanat ve spor konularında uzmanlaşmış olan bakıcılar arasından tercih edebiliyor. Bu sayede çocuklar oyun oynarken eğitici aktiviteler yapma şansına da sahip oluyor.  EvdekiBakıcım bünyesinde yer alan ve çocuk gelişimi bölümünde okuyan oyun ablaları, çocukların boş zamanlarını verimli bir şekilde değerlendirmelerini sağlıyor ve okul sonrası karşılamalarını yaparak ödevlerine yardımcı oluyor. Aynı zamanda spor, dil ya da sanatsal aktivitelerden oluşan bir program uyguluyorlar. Çalışan ebeveynler için çocuk bakımı konusunda uzmanlaşmış bakıcılar saatlik ya da günlük olarak destek sağlıyor.   EvdekiBakıcım, çocuk bakımının yanı sıra ailede özel bakıma ihtiyaç duyan yaşlılar için aile bireyleri yetersiz kaldığında, profesyonel yaşlı bakıcısı desteği ile ilerleyen yaşlarda kişisel bakım konusunda yardıma ihtiyaç duyan aile üyeleri için de destek veriyor.   NN Hayat ve Emeklilik Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Beste Yıldız “Önce Sen” Dünyası “Evde Bakıcı” hizmeti için şunları aktardı: “NN Hayat ve Emeklilik olarak ‘Önce Sen’ Dünyası’nda EvdekiBakıcım aracılığıyla müşterilerimize sunduğumuz hizmet ile sevdiklerini emanet edecekleri uzman bakıcıyı bulmaları için onlara destek oluyoruz. Onlara, hayatta en değer verdikleri varlıkları olan çocuklarının gelişimini profesyonel bakıcılar ile destekleme imkânı sunuyoruz. Çünkü bizim için daima müşterilerimiz ve onların aileleri öncelikli. Biz ‘Önce Sen’ i sadece bir reklam söylemi olarak değil aynı zamanda en değerli varlıklarımızı korumak için ne yapılması gerektiği konusunda yol gösteren bir marka yaklaşımı olarak görüyoruz.”

İTO dan Sigorta Sektörü İçin Yol Haritası

İZMİR Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, düzenledikleri 'Sigorta Sektörü Geleceğini Arıyor' arama konferansı ile sektöre yol haritası çizdiklerini belirterek, "Sigorta sektörü ekonomiden daha fazla pay almalı, bunun için düzenlemeler yapılmalı" dedi.   İTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, 'Sigorta Sektörü Geleceğini Arıyor' başlıklı arama konferansının İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen’in moderatörlüğünde gerçekleştirildiğini söyledi. Arama konferansına Oda üyelerinin yanı sıra, sigorta acenteleri, sigorta eksperleri, sigorta şirketlerinin yöneticileri, uzmanlar, banka yöneticileri, avukatlar, akademisyenler ve öğrencilerden oluşan sektöründe uzman 52 kişinin katıldığını belirtti.   Arama Konferansında ABD, İngiltere ve İsviçre gibi gelişmiş ülkelerde sigorta sektörünün ülke ekonomisinden ciddi oranda pay aldığına dikkat çekildiğini belirten Demirtaş, Türkiye’de de sektörün mevcut büyüklüğünün birkaç katına çıkma potansiyeli olduğunu dile getirdi. Demirtaş, "Sektör, gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yaklaşık yüzde 1.5'i kadar bir prim üretimine sahip olmasına karşın, GSYİH'nın yaklaşık 45 katı kadar riski teminat altına alıyor" dedi. Sektörün kısa vadeli, günlük sorunlar ve bunların çözümü üzerinden faaliyetlerini sürdürdüğü, bunun da sektörün önünü görmesini engellediği belirten Demirtaş, "Bu edenle tüm paydaşların katılımı ve mutabakatı ile sektöre uzun süreli bir yol haritası oluşturulmasına dair mutabakata varıldı. Çok önemli öneriler çıktı. Bunların en başında sigorta sektörünün Türkiye ekonomisinden daha fazla pay alabilmesi için sigorta sektörünün en gelişmiş olduğu ülkelerdeki uygulamalar ve teknolojiler örnek alınmalı, sigorta sektöründe yer alan yabancı firmaların Türkiye piyasasıyla tecrübelerini daha fazla paylaşması talep edilmeli" diye konuştu.   Demirtaş, diğer önerileri başlıklarıyla şöyle sıraladı:   – Sigorta sektörü dijital dönüşüme uyum sağlamalı, teknolojiyi daha etkin kullanmalı.   – Mobil uygulamalar geliştirilmeli ve bu sayede alternatif ve yeni satış-pazarlama/dağıtım kanalları yaratılmalı.   – Gelecek tehditlere karşı acentelerin profesyonelleşmesine bağlı komisyon ve gelir arttırıcı yeni araçlar bulunmalı.   – Üniversitelerde tek bir Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü yerine ayrı olarak Bankacılık ve Sigortacılık Bölümleri oluşturulmalı.   – Sigorta sektörünün iş hayatına yeni atılacak gençler tarafından meslek olarak tercih edilmesi için tanıtım filmleri çekilmeli, dizi ve reklamlarda sigortacılık sektörüne daha fazla yer verilmeli.   – Kamu bina, araç ve alanlarının sigortalanmasının önündeki engeller kaldırılmalı.   – Sigorta sektörünün imajı iyileştirilmeli, tüketiciler sigorta konusunda bilinçlendirilmeli.   – Sigorta sektörünün denetimine yönelik olarak BDDK benzeri özerk ve bağımsız bir yapının SDDK (Sigortacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) oluşturulmalı ve sigorta faaliyeti yapan her şirket etkin olarak denetlenmeli.   – Sektörde haksız rekabeti gerçekleştirenler engellenmeli.   – Sigorta sektörünün itibarını korumak ve güvenini arttırmak amacıyla kusurlu, eksik ve ayıplı mal satma konusunda yaptırımlar arttırılmalı.   – Kanun yapıcı sektörle ilgili düzenlemeleri hazırlarken tüm tarafların görüşlerini almalı.   – Yetki sahibi olmayan kişilerin danışman ünvanıyla sigortacılık faaliyetini yapması ve levhaya kaydı olmayan acentelerin satış yapması engellenmeli.   – Sigortacılık bilgisine haiz hakim ve savcıların görev yaptığı sigorta ihtisas mahkemeleri kurulmalı.

Kadınlar Emeklilikte İyi Maaş, Erkekler Güvence Arıyor

Bireysel emeklilik ve hayat sigortası şirketi AvivaSA, gençlerin bireysel emeklilik sistemine yaklaşımını ve tasarruf alışkanlıklarını öğrenmek amacıyla, Yöntem Araştırma Danışmanlık işbirliği ile “Gençlerin Emeklilik ve BES Algısı” araştırmasını gerçekleştirdi. Türkiye’nin 15-35 yaş arası kentsel nüfusunu temsil eden grup üzerinde yapılan araştırmada, kadınlar ve erkekler arasındaki en önemli farkın, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) algısında olduğu dikkat çekti. Kadınlar BES’i, “iyi maaş almak” olarak algılarken; erkeklerin algısında ise, “geleceklerini garanti altına” almak çok daha önemli…   Konuyla ilgili bir açıklama yapan AvivaSA CEO’su Fırat Kuruca; “Araştırmamızdaki cinsiyet ve yaş kırılımlarındaki bulgular önemli. Genç kadınlarımızın, “iyi maaş” gibi daha somut, olgusal algısının yanında; genç erkeklerimizin, “gelecek garantisi” gibi daha soyut sayılabilecek algısı dikkat çekici. Ayrıca, bu yaş aralığının BES’i, tasarrufa en uygun birikim şekli olarak görmesi; sektörümüzün geleceği için umut verici.” dedi.   Ya BES Olmasaydı? Hem kadınlar (yüzde 58,4), hem de erkekler (yüzde 52,9) BES’i tasarrufa uygun bir birikim şekli olarak görürken; “BES olmasaydı hangi tasarruf araçlarını seçerdiniz?” sorusuna ağırlıklı olarak, vadeli hesap (kadınlar yüzde 46,6, erkekler yüzde 48,9) yanıtını veriyorlar. Vadeli hesabı izleyen yanıtlarsa, gayrimenkul (kadınlarda yüzde 31,6, erkeklerde yüzde 32,6) ve yastık altı (kadınlarda yüzde 21,7, erkeklerde yüzde 18,6) Hem kadınlar, hem erkekler daha fazla devlet katkısı istiyor.   “Gençlerin Emeklilik ve BES Algısı” araştırması, kadınların yüzde 25,4’ünün, erkeklerin ise yüzde 29,2’sinin, gelecek 5 yıl içerisinde BES yaptırmayı planladığını ortaya koyuyor. Araştırma sonuçları ayrıca, hem kadınlarda (yüzde 31,7), hem de erkeklerde (yüzde 38,8) devlet katkısının daha fazla olması durumunda, BES’i tercih edeceklerini gösteriyor. Araştırma sonuçlarına göre, kadınlar sigorta konusunda, öncelikle kurumların internet sitelerinden (yüzde 40,6) bilgi alırken, erkekler ise, eş, dost tavsiyesine önem veriyor (yüzde 38,5).   Erkekler Tasarrufa Daha Eğilimli   Gençlerin tasarruf yapma durumlarının da irdelendiği araştırmaya göre; erkeklerin yüzde 66,6’sı tasarruf yaptığını belirtirken, bu oran kadınlarda yüzde 53,7’ye düşüyor.

Borçluyuz Ama Birikimi Seviyoruz

NN Hayat ve Emeklilik adına Nielsen tarafından ilki Temmuz 2016’da 8 ilde 15 ve üzeri çalışanı olan şirketlerin çalışanları ile yapılan geniş çaplı otomatik katılım araştırmasının şubat sonuçları açıklandı.   Çalışanların otomatik katılım konusundaki yaklaşımlarını izlemek üzere gerçekleştirilen araştırmanın en dikkat çekici sonucu, çalışanların borçları olsa dahi birikim yapmayı ertelemiyor olmaları. Araştırmada, katılımcılara “Borçlarınız yüzünden tasarruf yapmayı erteler misiniz?” sorusu sorulduğunda, borcu olduğunu belirten her 10 kişiden 5’i borcu olmasına rağmen tasarruf yapmayı ertelemediğini ve yastık altı, banka, mevduat gibi yatırım araçları yolu ile birikim yapabildiğini belirtiyor.   BİLİNİRLİKTE EN ÇOK TV REKLAMLARI ETKİLİ   Otomatik katılımın bilinirliğinin oldukça yüksek olması da araştırmanın öne çıkan sonuçları arasında yer alıyor. Her 10 kişiden 9’u Bireysel Emeklilik Sistemi’ne otomatik katılımı duyduğunu belirtiyor ve bu bilgiyi en çok TV reklamlarından edindiklerini ifade ediyor.   NN Hayat ve Emeklilik Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Beste Yıldız, “Araştırmamızın sonuçlarına göre her 10 kişiden 5’i borçları olmasına rağmen tasarruf etmeyi sürdürdüğünü söylüyor. Ancak bu oranın uzun vadede artması çok önemli. Otomatik katılımın bu açıdan atılmış temel adımlardan biri olduğunu düşünüyorum. Çalışanların  dahil olmak için bir efor sarf etmelerini gerektirmeyen, devlet tarafından çok önemli teşviklerin verildiği bu sistem, önümüzdeki dönemde tasarruf alışkanlığının artmasına pozitif katkı sağlayacaktır. Üzerinde durmak istediğim bir diğer nokta da; kişilerin para biriktirmek için vazgeçebilecekleri aylık ortalama keyfi harcama tutarı. 371 lira olarak hesaplanan bu tutarın bir kısmından vazgeçerek otomatik katılıma aktarmak, birikim yaparak emeklilik döneminde ek bir gelire sahip olabilmek için en cazip yöntem. Çünkü sistem her ay maaşımızdan yapılan prime esas kazancımızın %3’üne karşılık gelen kesinti ile uzun vadede birikim yapma olanağı sağlıyor” dedi.

Sağlığım Tamam Sigortası ile Effie Ödülü!

Hayata geçirdiği ilkleri ve yenilikçi çözümleriyle sigorta sektörüne öncülük eden AXA Sigorta, reklam ve pazarlama sektörünün en prestijli ödülü sayılan 9. Effie Türkiye Reklam Etkinliği Yarışması'nda "Sağlığım Tamam Sigortası" için çekilen reklam filmiyle ödül kazandı. Türkiye'de bireylerin "masraf çıkar" korkusuyla hastaneye gitmekten kaçındığı iç görüsüyle yola çıkan AXA Sigorta, tamamlayıcı sağlık sigortası ürünü "Sağlığım Tamam Sigortası" reklam filmiyle doktora gitmenin kolaylaştığını anlatıyor. Çevrelerindeki insanların "fahri birer doktor" olmasını beklemek, kendi kendine tedavi yöntemleri aramak ve doktora gitmeyi ertelemek yerine tamamlayıcı sağlık sigortasından faydalanmaya çağıran reklam filmi yayınlandığı ilk günden itibaren eğlenceli görüntüleriyle büyük beğeni toplamıştı.   İletişim çalışmalarında müşterilerine ürünlerini en iyi, en doğru ve en yaratıcı şekilde aktarmayı hedeflediklerini belirten AXA Sigorta Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan ve İcra Kurulu Üyesi Özer Şimşek, "Yaptığımız her işin ölçülebilir sonuçları olmasına önem veriyoruz. Effie de işleri yaratıcılık boyutunun yanı sıra getirilerini de değerlendiriyor olması sebebiyle farklı ve kıymetli bir ödül. Dolayısıyla bu ödüle layık görülmekten gurur duyuyoruz" dedi.   Sağlığım Tamam Sigortası için hazırladıkları reklam filmiyle tüm rakiplerinden farklılaştıklarını söyleyen Şimşek, “AXA Sigorta olarak sağladığımız kolaylıklarla, müşterilerimize ürün ve hizmetlerimiz sayesinde özel hastanelerin düşündükleri kadar ulaşılmaz olmadığını göstermeyi amaçladık. Bu kampanya ile hedefimiz ise satışlarımızı ve marka bilinirliğimizi artırmanın yanı sıra sigortalıların yanlış tedaviler yüzünden veya tedaviden kaçarak sağlıklarına daha büyük zararlar vermelerini önüne geçmekti. Satışlarımızdaki artış bu konuda elde ettiğimiz başarının en büyük kanıtı niteliğinde". Özer Şimşek ayrıca ortaya koydukları bu çalışmaların beğeniyle karşılanmasının işlerini daha ileriye taşımak için tüm AXA Sigorta çalışanlarını teşvik ettiğini söyledi.

Sigorta Sektöründe inovasyon Konuşuldu

Sigorta Haftası kapsamında gerçekleştirilen VI. Ulusal Sigorta Sempozyumu, T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye Sigorta Birliği’nin katkılarıyla Sigortacılık Eğitim Merkezi (SEGEM) tarafından 29 Mayıs Pazartesi günü Swissotel the Bosphorus’da düzenlendi. Sempozyumda sigorta sektöründe inovasyonun önemi kamu, sigorta şirketleri, aracı ve yardımcı hizmetler perspektifiyle değerlendirildi ayrıca bilgi işlem teknolojilerinde son gelişmeler ele alındı.   “Sigorta Sektöründe İnovasyon” konulu sempozyumun açılış konuşmaları Hazine Müsteşarlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Ahmet Genç, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkan Yardımcısı Halim Mete ile Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Can Akın Çağlar tarafından gerçekleştirildi.   İnovatif fikirlerle sektörü yönetmek en temel görevlerimiz den biri, Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Can Akın Çağlar açılışta yaptığı konuşmada sempozyumun inovasyon başlıklı gündeminin çok önemli olduğuna ve buradan çıkacak değerli görüşlerin geleceği aydınlatacağına değinerek, “Hızlı değişen dünyaya ayak uydurmak gibi farklı sorumluluklarımızın en başında gelenlerden biri olan inovasyon ve inovatif fikirlerle şirketleri, sektörü yönetebilmenin en temel görevlerimizden biri olduğuna inanıyoruz. Günümüzde inovasyon sadece üst yönetimin bir iş kolu sayılmadan, bir şirket kültürü haline getirilerek ortak bir çabayla oluşturulan bir politika olmalı” dedi. Çağlar konuşmasının devamında, dijital devrimi kaçırmak istemediklerini bunun için, dijitalleşme ve inovasyonu takip etmek üzere herkese ayrı sorumluluklar düştüğünün altını çizdi.   Çağlar’dan sonra sözü alan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkan Yardımcısı Halim Mete her sektörde olduğu gibi sigorta sektöründe de rekabetçi olmak için inovatif olmak gerektiğine değindiği konuşmasını şöyle sürdürdü:    "Teknolojiyi kullanarak ve inovasyona önem vererek paydaş ve müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutmalıyız. Ayrıca inovasyonu yeni ürün ve iş alanı olarak görmenin ötesinde şirket risklerini minimize eden stratejik yatırımlar olarak görmeliyiz."   Hazine Müsteşarlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Ahmet Genç ise ister sigorta şirketi ister acente olsun yeni fikirlerin her zaman çıtayı yükselttiğini vurgulayarak; “İnovasyonda dünyayı takip etmenin yanı sıra kendi fikirlerimizi de göz ardı etmeyerek geliştirmeliyiz. İş dünyasında da tüm sektörler değişim ve dönüşüme kafa yorarak geleceği okuyabilmeli ve stratejilerini buna göre yön vermeli” dedi.   Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri M. Akif Eroğlu’nun başkanlığını yaptığı Sigorta Sektöründe İnovasyon isimli oturumda ise Hazine Müsteşarlığı Sigorta Denetleme Kurulu Başkanı Arif Hikmet Cesur ve Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Daire Başkanı Mehmet Höbek kamu otoritesi yönüyle inovasyon/ denetim ve gözetimde yenilikler hakkında; Türkiye Sigorta Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen ve Emeklilik Gözetim Merkezi Genel Müdürü Mustafa Akmaz ise sigorta şirketleri yönüyle inovasyon konularında konuşma yaptı.   Sempozyumda TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi Başkanı Hüseyin Kasap, Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği Başkanı Mehmet Genç, TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Yalçın Kaya da aracılar ve yardımcı hizmetler yönüyle inovasyonu ele aldı. Neosinerji Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü Mehmet Üst ise bilgi işlem teknolojilerindeki son gelişmeleri paylaştı.

Tarım sigortalarının kapsamı genişletildi; prim desteği arttırıldı

İlçe bazlı kuraklık verim sigortasıyla, kuru tarım alanlarında yetiştirilen buğdayın yanı sıra arpa, çavdar, yulaf ve tritikale ürünleri ile bu ürünlerin sertifikalı tohumlukları TARSİM tarafından teminat kapsamına alındı. Kadın ve genç çiftçilere tüm sigorta branşlarında oluşan primin yüzde 5'i oranında indirim getirildi. Ayrıca yayımlanan bir yönetmelikle tarımsal üretici birlikleri ile tarımsal üretici merkez birliklerinin denetlenmesinde değişikliğe gidildi. Tarım Sigortaları Havuzu tarafından 2018 yılında kapsama alınacak riskler, ürünler ve bölgeler ile prim desteği oranlarına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı bugün Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, bitkisel ürünler için dolu ana riski ile birlikte fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, sel ve su baskını ek riskleri paket halinde verilecek. Arıcılık Kayıt Sistemine kayıtlı aktif (arılı) ve plakalı kovanlar için; fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, sel ve su baskını, taşıt çarpması, nakliye ile vahşi hayvan saldırısı riskleri mevcut tesis, işletme ve yetiştiricilik bilgileri dikkate alınarak kapsama dahil edildi. Öte yandan tarım sigortalarında teminat kapsamı da genişletildi. İlçe bazlı kuraklık verim sigortasıyla, kuru tarım alanlarında yetiştirilen buğdayın yanı sıra, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale ürünleri ile bu ürünlerin sertifikalı tohumluklarında, dolu paketi dışındaki; kuraklık, don, sıcak rüzgar, sıcak hava dalgası, aşırı nem ve yağış risklerinden kaynaklı verim azalışları, Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) kayıtlı çiftçilerin, özlük, ürün ve arazi bilgileri dikkate alınarak, TARSİM tarafından teminat altına alındı. Tarımsal üretici birlikleri ile tarımsal üretici merkez birliklerinin denetlenmesi hakkında yönetmelikte değişiklik yapılmasına dair yönetmelik de bugün Resmi Gazete’de yayımlandı.

Vakıf Emeklilik Güneş Sigorta İşbirliği ile Deneyimini Sağlık Sigortas

Yenilikçi ürün ve hizmetleri ile emeklilik sektörüne öncülük eden Vakıf Emeklilik, deneyimini bu kez de Güneş Sigorta işbirliği ile sağlık sigortası alanına taşıdı. Mevzuattaki değişiklik ile emeklilik şirketleri arasında ilk sağlık ruhsatını alan ve ilk poliçeyi kesen Vakıf Emeklilik, Vakıf Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nı müşterilerinin hizmetine sundu. Bireysel emeklilik sektörünün önemli şirketi şirketi Vakıf Emeklilik, Güneş Sigorta işbirliği ile sağlık sigortası alanına girerek, Vakıf Tamamlayıcı Sağlık Sigortası satışına başladı. Vakıf Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ile SGK anlaşmalı hastanelerde yüksek kalitedeki sağlık hizmetlerinden poliçe özel şartları çerçevesinde fark ücreti ödemeden faydalanılıyor. Özel anlaşma yapılan tüm sağlık kurumlarında yılda 10 vaka ile geçerli olup %100 ödemeli olan Vakıf Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ayakta tedavi teminatında bulunan 10 defa doktor muayenesine bağlı olarak uygulanacak tetkikler (Tahlil, röntgen, ileri tanı yöntemleri, fizik tedavi) yine aynı muayene limiti içinde karşılanıyor. Vakıf Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’na sahip olan sigortalılarımız ayrıca diş röntgeni, diş taşı temizliği ve diş hekimi muayenesini işlemlerini içeren Diş Paketi hizmetinden belirlenen özel anlaşmalı kurumlarda yılda bir kez ücretsiz yararlanabiliyor. Poliçede aynı aileden iki veya daha fazla sigortalı olması durumunda ayrıca %10 aile indirimi uygulanıyor. Diş röntgeni, diş taşı temizliği ve diş hekimi muayenesi işlemlerini içeren diş paketi hizmetinden, Vakıf Emeklilik’in belirlediği anlaşmalı sağlık kurumlarından yılda bir defa ücretsiz yararlanılıyor. Üç yıl gibi kısa bir sürede yenileme garantisi sunan Vakıf Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nda ayrıca ücretsiz kara ambulansı hizmeti ve vergi avantajı da bulunuyor. Vakıf Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ürününde sigorta ettiren 18 yaşından büyük olmak kaydıyla, tek başına 0-5 yaş arası çocuklar yatarak tedaviyi, 6-17 yaş çocuklar ise yatarak ve ayakta paketi alabiliyor. SGK tarafından kapsama alınan, TC sınırları dâhilinde ikamet eden veya edecek olan, doğum tarihinden itibaren 15 günü tamamlamış bebekler ve 60 yaşından gün almamış kişiler Vakıf Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’ndan yararlanabiliyor.

Yangın Sigortasının Kapsamı Nedir?

Yangın Sigortaları Yangın sigortası özel veya ticari amaçla kullanılan her türden bina ve muhteviyatı, kendiliğinden meydana gelen yangın, yıldırım, infilak ile bunlardan kaynaklanan buhar, hararet, duman gibi tehlikelerin neden olduğu fiziki hasarlara karşı teminat altına alan sigortadır. Ayrıca, meydana gelmiş olan yangını söndürmek, dolayısıyla muhtemel hasarı azaltmak amacıyla, su veya başka bir kimyevi madde ile yapılan müdahalelerin sonucunda ortaya çıkan fiziki hasarlar da, bu sigortanın kapsamına dahildir.  Grev, lokavt, kargaşalık, halk hareketleri, kötü niyetli hareketler, terör, deprem ve yanardağ püskürmesi, hırsızlık, fırtına, kar ağırlığı, sel veya su baskını, yer kayması, dahili su ve kara, hava ve deniz taşıtlarının sigortalı kıymete çarpması gibi ek tehlikeler olarak adlandırılan risklerin yanı sıra, meydana gelmiş olan fiziki bir hasara bağlı olarak ortaya çıkan mali hasarlar, enkaz kaldırma masrafları, kira kaybı ve yangın ve infilak mali sorumluluğu da, yine yangın sigortası kapsamında temin edilebilmektedir.  Bu branştaki önemli husus, yangın sigortasında kullanılan “bina değeri” teriminin sigortalı kıymetin tamamıyla yeniden inşası halinde oluşacak maliyeti kastettiğidir. Bu maliyetin içinde arsa değeri ve binanın bulunduğu bölgeye göre oluşan değeri yer almamaktadır. Yapı tipine ve kullanılan inşaat malzemesinin kalitesine göre bu maliyetler yaklaşık olarak hesaplanır.  Teminat Dışında Kalan Haller 4.1- Savaş, her türlü savaş olayları, istila, yabancı düşman hareketleri, çarpışma (Savaş ilan edilmiş olsun olmasın), iç savaş, ihtilal, isyan, ayaklanma ve bunların gerektirdiği inzibati ve askeri hareketler nedeniyle meydana gelen bütün zararlar. 4.2- Herhangi bir nükleer yakıttan veya nükleer yakıtın yanması sonucu nükleer artıklardan veya bunlara atfedilen sebeplerden meydana gelen iyonlayıcı radyasyonların veya radyo-aktivite bulaşmalarının ve bunların gerektirdiği askeri ve inzibati tedbirlerin sebep olduğu bütün zararlar. (Bu bentte geçen yanma deyimi kendi kendini idame ettiren herhangi bir nükleer ayrışım olayını da kapsayacaktır.) 4.3- Kamu otoritesi tarafından sigortalı şeyler üzerinde yapılacak tasarruflar sebebiyle meydana gelen bütün zararlar. 4.4- Yangın çıkarmaksızın; sigortalı şeylerin kendi ayıplarından, mayalanmalarından, kavrulmalarından veya bünyelerinde meydana gelen bozulmalar ile kavrulmalar nedeniyle uğradıkları zararlar. 4.5- Yangın çıkarmaksızın; sigortalı şeylerin işlenmek için veya başka faydalı bir maksatla ateşe veya sıcaklığa tutulmasından, ocak veya bunun gibi ateş bulunan bir yere düşmesinden veya atılmasından veya elbise, çamaşır ve diğer eşya yanıklığı gibi alev almaksızın kavrulma veya yanmasından veya ısıtma, aydınlatma, ütüleme aletleri ile lamba, mum, sigara ve bunların benzerlerine temasından doğan zararlar. 4.6- Yangın çıkarmaksızın; elektrikle çalışan her türlü motor, elektrik veya elektronik alet, cihaz, tesisat ve kordonlarının elektrik cereyanına bağlı bulundukları sırada bu cereyan yüzünden kısa devre, topraklama, voltaj iniş çıkışları ve bu yüzden ısınma ve endüksiyon cereyanı gibi nedenlerle uğrayacakları zararlar. 4.7- Alçak basınç sebebiyle kapların içeri doğru çökmesi, yırtılması ve sair şekilde deformasyonu, yıpranması ile santrifüj kuvvetler ve mekanik olaylar nedeniyle sigortalı cihaz ve motorlarda meydana gelen bütün zararlar. 

"Alkollüyken Kasko Ödemez" Devri Bitti

Yargıtay, çok tartışılacak bir karara imza atarak, sürücünün alkollü olmasını sigorta bedelinin ödenmemesi için tek başına yeterli saymadı. Emsal oluşturacak karara göre, sigorta şirketleri sürücü alkollü olsa da oluşan hasarı ‘kusuru olmaması halinde’ ödemek zorunda kalacak. Yargıtay’dan kasko şirketlerine kötü haber geldi. Yargıtay 17’nci Hukuk Dairesi, sigorta şirketinin ‘sürücü alkollü’ diye karşılamadığı, 10 bin liralık onarım bedelinin ödenmesine vize verdi. N.B adli kadın sürücü, dört yıl önce Mardin Nusaybin’de kaskolu aracıyla tek taraflı trafik kazası yaptı. Hasarlı araç 922 kilometre uzaklıkta Çorum’daki servise çekiciyle taşınıp onarıldı. Sigorta şirketi, “sürücü alkollü” diyerek hasarı ödemedi. N.B, onarım ve çekici masraflarının karşılanması için 16 bin 400 liralık maddi tazminat davası açtı. Davalı temyize gitti Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, davalı sigorta şirketinin avukatının ‘Sürücü alkollü, hasar teminat dışında’ itirazına rağmen bilirkişi raporu ışığında hasarın ödenmesine karar verdi. Mahkeme, 2 Kasım 2011’de faturalandırılan 10 bin 34 liralık onarım ve bin 400 liralık çekici masrafının toplamı 11 bin 434 liranın davacı sürücüye ödenmesine hükmetti. Davalı sigorta şirketi ise kararı temyiz etti. İki taraflı şikayetleri inceleyen Yargıtay 17’nci Hukuk Dairesi, 10 bin 34 liralık tamir masrafının ödenmesini usul ve yasaya uygun bulup onadı. Kanıtlanması gerekir Avukat Alper Sarıca, Yargıtay’ın sürücünün alkollü olmasını sigorta bedelinin ödenmemesi için tek başına yeterli saymadığını belirterek, “Kara taşıtları kasko sigortası genel şartlarına göre rizikonun teminat dışı kalabilmesi için sürücünün sadece alkollü olması yeterli değildir. Kazanın münhasıran alkolün etkisi ile oluştuğunun sigortacı tarafından kanıtlanması gereklidir” dedi. Bir kişinin sırf ‘alkollü’ diye sigorta şirketinin ‘Ben hasarı ödemem’ diyemeyeceğini ifade eden Sarıca şunları söyledi: Kazada alkol etkisi yok “Yargıtay, bu kararda sürücünün alkollü olmasını kazada etkisi olmadığı sonucuna vararak, tazminat talebini kabul etmiştir. Sürücüsü 200 profil alkollü olsun, yolunda giderken, karsı şeritten bir araba gelip üzerine düşerse, kasko şirketi ‘alkollüsün ödemem’ diyemez. Yargıtay’ın uygulamaları bu yönde. Yargıtay, kazaya münhasıran alkolün yol açıp açmadığına, yol, hava şartlarına, kusur oranına bakıyor. Ama biz Türk insaniyiz. Sigorta şirketleri ‘alkollü’ diye hasarı ödemiyor, 100 kişiden 5’i dava açıyor.” Alkol varsa sigorta kesinlikle ödenmez Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Genel Sekreteri Erhan Tuncay, konu ile ilgili olarak şunları söyledi: “Alkollü araç kullanılırken yapılan kazalarda kasko kesinlikle ödemez. Zaten bu durum kanunda da var. 30 ya da 50 profil diye bir sinir da olmadığına göre, alkollü aracın kazasını kaskonun hiç bir şekilde ödemeyeceği sonucu ortaya çıkıyor. Mahkemenin bu kararı neye göre verdiğine bakmak lazım. Türkiye, alkollü araç kullanmanın yasak olduğu bir ülke. Başlangıç noktası olarak bunu alırsak, ödenmeyeceğini görebiliriz.” 922 km çekici ücreti kaskoya ödetilmedi Yargıtay, Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin bin 400 liralık çekici masrafının sürücüye ödenme kararını ise bozdu. 922 kilometre çekici ücretinin kaskoya ödetilemeyeceği kararını veren Yargıtay, aracın kaza yerine en yakin servise çektirilmesi gerekirken, Nusaybin’den Çorum’a getirilerek, zararın ağırlaştırıldığını belirtti. Mahkemenin ayni bilirkişiden ek rapor alarak, “olağan” ve “makul” bir çekici ücreti belirlenmesi istendi. Yerel Mahkeme bozmaya uyarsa, “makul-olağan” yeni bir çekici ücreti belirleyecek. Ancak, mahkeme ilk kararda direnirse son sözü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu söyleyecek.

Can Akın Çağlar Sigorta Sektörüne Duyulan Güvenin Daha Üst Sıralara Ta

İTO Sigortacılık Meslek Komitesi tarafından düzenlenen “2017 Yılının Değerlendirmesi ve 2018 Yılından Beklentiler” konulu zümre toplantısında konuşan Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Can Akın Çağlar, sigortacılığın güven duyulan sektörler sıralamasında daha üst sıralara taşınması gerektiğini söyledi. İstanbul Ticaret Odası 20 No’lu Sigortacılık Meslek Komitesi  “2017 Yılının Değerlendirmesi ve 2018 Yılından Beklentiler” konulu bir zümre toplantısı düzenledi. 20 Aralık’ta gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmasını komite başkanı ve İTO Meclis Üyesi Levent Korkut yaptı. Korkut, camianın İbrahim Çağlar’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadığını dile getirerek başladığı konuşmasında “Çağlar’ın komitemize büyük katkısı olmuştu. Kendisine minnettarız, Allah rahmet eylesin” dedi. Sigortacılık mesleğinde son yıllarda özellikle yasal mevzuat sonrası uygulama yönetmelikleri olarak çok sık değişiklikler yapıldığına değinen Korkut, “Özellikle trafik sigortası konusu yazılı ve görsel medyada tartışmalara neden oldu. Bunun neticesi olarak da temmuz ayında yürürlüğe giren havuz sistemi epey tartışıldı. Bunun dışında da biz aracıların gelir kalemimiz ciddi bir şekilde yarı yarıya düştü ve kabul edilemez bir durum aldı” diye konuştu. Her meslekte yaşanan değişimlerde bu tür tartışma ve sancıların hep olduğunu dile getiren Korkut, sözlerine şu şekilde devam etti: “Ancak ortaya konan çözüm önerileri taraflardan bir veya birkaçına zarar bir kısmına fayda sağlamamalı. Ortaya konan çözüm önerileri eşit, adil ve kabul edilebilir olmalı ki uzun soluklu olsun. Bunun aksi kabul edilemez.” Meslek komitesi mensupları olarak katıldıkları sektörel faaliyetlerde, birlikte bir yol haritası bulmak ve sorunları çözebilmek amacıyla diyalog ve işbirliği oluşturulduğunu gözlemlediklerini belirten Korkut, “Buna şiddetle ihtiyacımız var. Bir olmaktan, birlikte olmaktan başka bir yol yok. Bir olmak zorundayız. Bu konuda SAİK’e ciddi sorumluluklar ve yetkiler düşmekte olup, gerekli çalışmalar tabii yapılmaktadır. Ancak, SAİK’te görev alan arkadaşlarımız da Ticaret Odaları Meslek Komiteleri, Federasyon ve STK’larla işbirliği içerisinde bu toplantı ve çalıştayları teşvik etmeli ve desteklemelidir. Zira bu tür toplantılar meslek mensuplarının beklentilerinin neler olduğunu belirlemek açısından oldukça önemli olup kuşkusuz ciddi katkı sağlayacaktır. Aksi takdirde alınacak eksik veya yanlış kararlar bu meslekten geçimini sağlayan biz acentelere ciddi zarar verecektir.” Toplantıda ilk sunumu Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Can Akın Çağlar yaptı. Sektörün 138 milyar liralık aktif büyüklüğü yönettiğini ve primlerin %70’ini acentelerin ürettiğini dile getiren Çağlar, “Toplam sektör üretiminin %49’u motor branşı dediğimiz trafik ve kasko olmak üzere iki üründen geliyor. Sektörümüzü Avrupa ve dünya ile karşılaştırdığımızda istediğimiz gelişmeyi yakalayamadığımızı görüyoruz. Devlet bu konuda yol açıcı olmalı” şeklinde konuştu. Sigortacılıkta Türkiye’nin 36’ncı olduğuna dikkat çeken Çağlar, sektörün kendini doğru anlatamadığına dikkat çekerek, “Güven duyulan sektörler arasında daha üst sıralara çıkmlalıyız” çağrısını yaptı. YARGIYA TEKNİK BİLGİ Yargı detayları bilmediği için aldığı kararların sektör mensuplarının hayatını derinden etkilemiş olduğuna dikkat çeken Çağlar, “Bu sorunu çözebilmek için yargı ile sürekli temas haline geçtik. Bölge idare mahkemelerindeki hâkimlerimize teknik detaylara ilişkin bilgilendirme toplantıları yapmaya başladık” bilgisini verdi. Sektörün poliçe sattığı müşterileri tek tek ziyaret ettiklerini ve kapsam dışı kalmış poliçeleri tespit ettiklerini anlatan Çağlar bu konuda şunları söyledi: “Poliçe sattığımız müşterileri ziyaret ediyor, bizim görmediğimiz sizin ifade etmeniz gereken riskleriniz var mı diye soruyor, kapsam dışı kalmış poliçeleri tespit ediyoruz.” “SİGORTACILIK KANUNU DÖNÜM NOKTASI OLDU” TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi Başkan Yardımcısı Süleyman Özer de 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun meslek için dönüm noktası olduğunun altını çizdi. İcra Komitesi’nin sektörün tüm kesimlerinin görüşlerini dinlediğini, ilçe ilçe dolaşıp hem kendilerini anlattıklarını hem de onları dinlediklerini belirten Özer, sıkıntıları çözmeye devam ettiklerini kaydetti. Meslek için iki önemli bilimsel araştırma yaptırdıklarını dile getiren Özer, il il kapasite kullanımının durum tespiti sonuçlarına ilişkin şunları söyledi: “Sektörde kapasite kullanımı %38. Poliçe alabilecek ama ulaşamadığımız 30 milyon aday var. İstanbul’da kapasite kullanımı %41. Potansiyel sigortalı adayı 6 milyonun üzerinde.” Özer, KOSGEB’in personel ve fuar desteklerine ilişkin bilgi aktardı. Zümre toplantısında son olarak konuşmacılar sektörün sorularını cevapladılar. GÜNDE 71 MİLYON LİRA HASAR ÖDENİYOR Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Can Akın Çağlar, sektörün her 100 liralık işten 25 lira zarar ettiğine dikkat çekerek, “Sektör kötü sürücüyü daha ne kadar finanse edecek?” diye sordu. Sektöre dair rakamlar da paylaşan Çağlar, “Sektör günde 51 bin dosya işliyor. Geçen yıl 23 milyar lira hasar ödendi. Bu gün itibarıyla 16 milyar liradayız.  Günde 71 milyon lira hasar ödüyoruz” dedi. Sektördeki sigortasızlık oranının yüksekliğine de dikkat çeken Çağlar, “Her 2 işletmeden 1’inin yangın sigortası yok, 3 araçtan 2’sinin kaskosu yok, 2 konuttan 1’inin de DASK’ı yok. Kısacası sigortamız yok” diye konuştu.

2017 değerlendirmesi: Hangi düzenlemeler yürürlüğe girdi?

Geride bıraktığımız 2017 yılı sigorta sektörü için oldukça hareketli geçti. Özellikle zorunlu trafik sigortası hakkında birçok tartışmaya sahne olan 2017, aslında 2016 sonunda trafik branşında kâra geçilmesi sonucunda sektör açısından iyi başlamıştı. Zararın tavan yapması sebebiyle bu branştaki primleri artıran sigorta sektörü, bu sayede 2005 yılından bu yana ilk kez 2016 sonunda trafik sigortasında kâra geçmiş ve yılı 19 milyon lira teknik kârla kapamıştı. 2017’nin ilk üç ayı sonunda 126 milyon liraya yükselen kâr her ne kadar yüzleri güldürdüyse de, artan primlerin kamuoyunda büyük tartışmalar yaratması ve halkın sigorta şirketlerine tepki göstermesi sonucunda Hazine Müsteşarlığı nisan ayında tavan fiyat uygulamasını getirdi. Aynı zamanda, acentelere de taban komisyon uygulaması başladı. Bunun sonucunda ilk yarıda trafikteki teknik kâr 22 milyon liraya geriledi, 9 ay sonundaysa 240 milyon lira teknik zarar kaydedildi. Sektör tarafından tepkiyle karşılanan tavan fiyat uygulamasının ardından Hazine bir düzenleme daha yaptı ve temmuzda yayınlanan yönetmelikle Riskli Sigortalılar Havuzu uygulamaya alındı. Prim ve hasarın şirketler arasında paylaştırılmasını sağlayan havuz sayesinde sigortacılar 1, 2 ve 3’üncü basamaktaki hususi araç ve kamyonetleri ve bunların dışındaki tüm araçları havuza devredebilir hale geldi. SEKTÖR SERBEST TARİFE İSTİYOR Buna karşın sektör serbest tarifeye geri dönülmesi isteğini her fırsatta dile getirdi. TSB’nin düzenlediği bir basın toplantısında konuşan TSB Başkanı Can Akın Çağlar, bu branştan kâr etmeyi beklemediklerini ama tavan uygulaması sebebiyle artan zararı diğer ürünlerin fiyatlarını yükselterek gidermeye çalıştıklarını aktardı. Serbest tarifeye inandıklarını vurgulayan Çağlar, zorunlu trafik sigortasıyla ilgili olarak “Tavan fiyat uygulamasından 2.3 milyar zarar bekleniyor” açıklamasında bulundu. Hazine her ne kadar zararın azaltılması için iyileştirmeler yapsa da, bir toplantıda konuşan TSB Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu, “Acente komisyonlarının %10’dan %8’e düşürülmesi ve Hazine Müsteşarlığı’nın trafik sigortasındaki aylık %1 oranındaki zammı %1.5’e çıkarması avantaj sağladı. Ancak bu iyileştirmeler hasar tahminlerimizi sadece 2.1 milyar liraya düşürdü” dedi. Tavan fiyat uygulaması sürerken de birtakım iyileştirmeler yapılabileceğini vurgulayan Eroğlu, “Eşdeğer parça uygulaması desteklenmeli, değer kaybı için daha basit bir formül oluşturulmalı, Avrupa’dan %50 daha fazla olan hasar frekansımızın düşürülmesi için trafik kazalarının azaltılması sağlanmalı” şeklinde önerilerde bulundu. Daha sonra bir basın toplantısında açıklama yapan Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürü Şerif Çakırsoy ise, trafik sigortasında havuz uygulamasının kalıcı olacağını; yine aynı branştaki tavan fiyat uygulamasının ancak birkaç yıl sonra kalkabileceğini ifade etti. ZORUNLU HEKİM SORUMLULUK SİGORTASINA DA HAVUZ Trafik sigortası dışında, 2017 yılında başka bir havuz daha gündemimize oturdu. 2010 yılında zorunlu hale gelen Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’nda da eylül ayında trafiktekine benzer bir havuz uygulamasına gidildi. Hazine Müsteşarlığı, konuya dair şu açıklamayı paylaştı: “Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına ilişkin poliçe düzenlememesi kaynaklı sıkıntıların giderilmesini teminen, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununu 12’nci maddesinin birinci fıkrasına istinaden, Başbakan Yardımcılığı Makamı’ndan alınan 05.09.2017 tarih ve 22863 sayılı Onay kapsamında prim ve hasarın paylaşımına ilişkin ekte yer alan esaslar belirlenmiş olup, söz konusu paylaşıma ilişkin işlemlerin Genel Sorumluluk Sigortası ruhsatı olan Güneş Sigorta tarafından yürütülmesine karar verilmiştir.” Bunun üzerine bir açıklama yapan Akif Eroğlu ise, zorunlu hekim sorumluluk sigortasında yıllardır aynı tarifenin kullanılması gibi birçok yapısal sorun olduğunu ve hasarın paylaşılmasının bu sorunlara çözüm olmadığını belirtti. KEFALET SİGORTASI  TORBA YASADA Yılın bir diğer önemli gelişmesiyse, kamu ihalelerinde kefalet sigortasının teminat mektubu yerine geçmesinin sağlanması oldu. 28 Kasım’da yasalaşan Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile kamu ihalelerinde kefalet sigortaları kapsamında düzenlenen kefalet senetlerinin, teminat mektubu gibi işlem görmesi sağlandı. Konuyu yorumlayan Can Akın Çağlar, kefalet sigortasının teminat mektubu yerine geçmesinin Türkiye ekonomisine 500 milyar liralık ek kredi fırsatı anlamına geldiğini belirtti. 3.4 MİLYON ÇALIŞAN  OTOMATİK BES’TE Hayat ve emeklilik tarafı da otomatik BES’in hayatımıza girmesi sebebiyle 2017 yılına umutlu başlamıştı. 1 Ocak’ta başlayan otomatik BES’e yıl sonuna kadar 8 milyona yakın çalışan katıldı, ancak bunların sadece 3.4 milyonu sistemde kaldı. Yüksek cayma oranı karşısında kamu da harekete geçti. Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, yüksek cayma oranlarını düşürmek ve ülkedeki tasarruf oranını daha da artırmak için sistemde revizyonlara gidileceğini açıkladı. Otomatik BES’te cayma süresinin uzatılması ve sistemden çıkanların istediği zaman sisteme dönebilmesinin sağlanması gibi değişiklikler yapılması bekleniyor. Bunun yanı sıra, gönüllü BES’te de 18 yaş altının da BES’e dahil olabilmesi gibi bazı değişiklikler bekleniyor. Her ne kadar sektör işveren katkısı isteğini her fırsatta dile getirse de, şimdilik bu şekilde bir revizyon ufukta görünmüyor. YILIN EN BÜYÜK FELAKETİ  İSTANBUL’DAKİ DOLU VE SEL Temmuz ayında İstanbul’da yaşanan aşırı yağış olayları da yıla damgasını vurdu. Sigorta sektörüne pahalıya patlayan aşırı yağış, dolu ve sel olaylarını değerlendiren Verisk Analitik’in yan kuruluşu olan PCS’e göre, yapışların sektöre faturası 300 milyon dolar, yani yaklaşık 1.1 milyar lira. TSB Başkanı Can Akın Çağlar’ın son açıklamasına göreyse, söz konusu yağışlar dolayısıyla sektör 520 milyon liralık tazminat ödedi. 2017 YILINDA YÜRÜRLÜĞE GİREN DÜZENLEMELER 10 Nisan 2017: Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Primlerine İlişkin Genelge (2017/1) Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Sözleşmelerinin Sonlandırılmasına İlişkin Sektör Duyurusu (2017/1) 13 Nisan 2017: Emekliliğe Yönelik Taahhütte Bulunan Kuruluşların Aktüeryal Denetimine İlişkin Genelge (2017/2) 3 Mayıs 2017: Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 11 Mayıs 2017: Mali ve Teknik Kriterleri Sağlayan Reasürans Şirketleri Listesi Hakkında Genelge (2017/4) 13 Mayıs 2017: Tarım Sigortaları Havuzuna İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortası İle İlgili Olarak Devlet Tarafından Taahhüt Edilecek Hasar Fazlası Desteğine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı 20 Haziran 2017: Bireysel Emeklilik Sistemi, Otomatik Katılım Uygulama Esasları Hakkında Sektör Duyurusunda (2016/30) Değişiklik Yapılması Hakkında Sektör Duyurusu (2017/2) 11 Temmuz 2017: Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Sigorta ve Reasürans İle Emeklilik Şirketlerinin Sermaye Yeterliliklerinin Ölçülmesine Ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 21 Temmuz 2017: Sigortacılık E-Başvuru Sistemine İlişkin Genelge (2017/5) 22 Ağustos 2017: Devlet Katkısı Fonları için Karşılaştırma Ölçütü Belirlenmesi Hakkında Sektör Duyurusu (2017/3) 24 Ağustos 2017: 10.04.2017 tarihli ve 2017/1 sayılı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Primlerine İlişkin Genelgede Değişiklik Yapılmasına Daire Genelge (2017/6) 6 Eylül 2017: Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Hakkında Sektör Duyurusu (2017/4) 15 Eylül 2017: Muallak Tazminat Karşılığından Kaynaklanan Net Nakit Akışlarının İskonto Edilmesi Hakkındaki 2016/22 sayılı Genelgede Değişiklik Yapılmasına Dair Genelge (2017/7) Katılım Sigortacılığı Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik 28 Ekim 2017: Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik 24 Ekim 2017: Yangın ve Doğal Afetler Branşındaki Tüm Poliçelerin UAVT Bilgisi İle Düzenlenmesine İlişkin Sektör Duyurusu (2017/5) 19 Aralık 2017: Risk Profil Anketine İlişkin Genelge (2017/20) Fon Tercihi, Fon Dağılımı Değişikliği ile Bu Hakların Devrine İlişkin Genelge (2017/21) Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Genelgede Değişiklik Yapılmasına İlişkin Genelge (2017/19) 20 Aralık 2017: Katılım Sigortacılığının Uygulanmasına İlişkin Genelge (2017/22) 26 Aralık 2017: Tarım Sigortaları Havuzu Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 2018 Yılında Uygulanacak Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Primlerine İlişkin Genelge (2017/23) 10 Ocak 2018 (www.sigortacigazetesi.com.tr)

Ak Sigorta Tamamlayıcı Trafik Sigortası Çıkardı

Tamamlayıcı Trafik Paketleri iki farklı paket ve bir ek paketten oluşmaktadır. Paket 1 ve Paket 2 seçeneklerini ayrı ayrı alabilmenin yanı sıra hepsini bir arada alabilme imkânı da sunuyor. Paket 1 Tamamlayıcı Çarpışma Paketi Çarpma, çarpışma sonucu aracınızda oluşan hasarı da karşılar.* Teminat İçeriği Avantajlar Ek Hizmetler • Çarpma, Çarpışma • Araç bedeline kadar koruma • Yol Yardım • Yangın, Hırsızlık • Trafik kademesine ve araç bedeline bağlı sabit fiyat • İkame Araç • Ferdi Kaza, Hukuki Koruma • Kredi Kartına 6 taksit • Mini Onarım • Terör • Servis tipi opsiyonu ile yetkili servislerde onarım imkanı • Ücretsiz Kara Ambulansı Sabit Fiyat Matrisi   Prim Tablosu TL ( Özel Servis) Araç Bedeli / Trafik Kademesi (Vergi Dâhil) 4. Basamak 5. Basamak 6. Basamak 7. Basamak 0 – 40.000 TL 411 378 363 347 40.001 – 70.000 TL 523 479 457 436 70.001 – 100.000 TL 688 628 598 568 *İstenirse ek prim ödenerek yetkili servis seçeneği tercih edilebilir.   Paket 2 Tamamlayıcı Doğal Afet Paketi Doğal afet sonucu aracınızda oluşan hasarı karşılar. 126 TL Sabit fiyat ile ödeme kolaylığı! Teminat İçeriği Avantajlar • Deprem • Modüler yapı sayesinde tek başına alınabilir • Dolu • Muafiyetsiz hasar ödemesi • Sel • Kredi Kartına 6 taksit • Su Baskını   • Fırtına   Ek Paket Tamamlayıcı Sorumluluk Paketi Zorunlu Trafik Sigortası limitlerinin yeterli olmadığı durumlarda ek teminat sağlar. Teminat İçeriği Avantajlar • 100.000 TL Ek İMM Teminatı • Maddi ve bedeni hasarlarda ek koruma   • 63 TL Sabit Fiyat *Hasar Talepleri; Trafik poliçesi kapsamındaki her durum ve aracın işletim halindeki diğer durumları için geçerli olup, Kaza tespit tutanağı ve/veya resmi tutanak (polis zaptı, jandarma zaptı) ile belgelenmelidir.

Hizmetlerimiz
Sektörden Haberler


  0(850)255-1665